UMRE HAC 


Ebû Hüreyre radiya'llâhu anh'den: Şöyle demiştir: Resûlu'llâh sall'llâhu aleyhi ve sellem'e: "Amelin hangisi efdâldir?" diye sordular. "Allâha ve Resûlüne îmân." buyurdu. "Ondan sonra hangisi?" dediler. "Allah yolunda cihâd." buyurdu. "Ondan sonra da hangisi?" diye sordular. "Makbûl (olmuş, içine günah ve riyâ karışmamış) Hac." cevâbını verdi.

Âişe radiya'llâhu anhâ'dan rivâyet olunduğuna göre, Sıddîka-i müşârün-ileyhâ demiştir ki: Bir kere ben: - Yâ Resûla'llâh biz cihâdı, ibâdetlerin efdali biliyoruz. Biz, cihâda iştirâk edemez miyiz? diye sordum. Resûlullâh: - Hayır, siz cihâd edemezsiniz. Siz kadınlar için efdal-i cihâd, her halde hacc-ı mebrûr olur, buyurdu.

İbn-i Abbâs radiya'llâhu anhümâ'dan rivâyet olunup demiştir ki: Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem hacdan (Medîne'ye) döndüğünde Ensârî bir kadın olan "Ümm-i Sinân" a: - (Bizimle berâber) haccetmekten seni hangi bir mâni' alıkoydu? diye sordu. Ümm-i Sinân, zevci Ebû Sinân'ı kasdederek: - Ebû fülân yok mu? Bunun iki devesi vardır. Bunun birisine binip hacca gitti. Öbirisi de bahçemizi sulayor, diye cevab verdi. Resûl-i Ekrem de: - Ramazan'da ömre edilmesi (sevab husûsunda) benimle berâber haccetmeğe muâdildir,

İbn-i Ömer radiya'llâhu anhümâ'dan şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem Haccetü'l-Vedâ'da ömreyi hacca terdîf ile temetü' buyurdu. Ve Zü'l-Huleyfe'den berâberinde kurbanlık sevk edip bunları (Kâ'be'ye) hediye eyledi. Ve Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem (ihrâma girerken) ömre (niyeti) ile telbiyeye başlayıp, sonra hac (niyeti) ile telbiye buyurdu. Ashâb, (Zülhuleyfe'de yalnız) hacca niyetle (ihramlanıp Mekke'ye geldiklerinde haccı fesh ile nihâyet) ömreyi iltizâm ederek Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem ile berâber mütemetti' oldular. Ashab'tan kurbanlık sevk edenler bulunduğu gibi sevk etmiyenler de vardı. Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem Mekke'ye gelince, hüccâca şöyle i'lân buyurdu: Hüccacdan kurbanlık sevk edenler (ihramlarını muhâfaza etsinler) edâ-yi hac edinceye kadar ihramlıya işlemesi harâm olan şeylerden hiç bir şey işlemek bunlara halâl değildir. Kurbanlık sevk etmiyenler ise Beyt'i tavâf ve Safâ ile Merve arasında sa'yetsin, saçından bir parça kestirip ihrâmından çıksın! Sonra (Arafât'a çıkılacağı sırada) hac için ihramlansın!. (Minâ'da) kesecek kurban bulamayan her ferd (ihramlandıktan sonra) hac sırasında üç gün oruç tutsun. Yedi gün de ehline (, memleketine) döndükten sonra tutsun (on günü doldursun!)

Osman ve Alî radiya'llâhu anhümâ'dan Mervân İbn-i Hakem rivâyet ederek demiştir ki: Osman ve Alî radiya'llâhu anhümâ'ya (esnâ-yi hacda) şâhid oldum. Osman (halkı Hacc-ı Temettü'den,) ve hac ile ömreyi cem' etmekten (tenzîhen) nehyediyor, (İfrâd'a terğîb ediyor) du. Alî, bu nehyi görünce ömre ile hacca niyet ederek ve: (Lebbeyk) diyerek ihramlandı. Sonra Alî: ben, Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'in sünnetini kimsenin söziyle terk edemem, dedi.

Yine Âişe radiya'llâhu anhâ'dan gelen diğer bir rivâyette Âişe-i Sıddîka demiştir ki: Haccetü'l-Vedâ' senesi biz, Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem ile berâber hacca çıktık. Bizden kimimiz ömre niyetiyle ihramlandı. Kimimiz hacca ve ömreye niyet ederek ihramlandı. Kimimiz de hac niyetiyle ihrâma girdi. Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem de hacca niyet ederek ihramlanmıştı. Fakat yalnız hac için ihrâma giren, yâhud hac ile ömreyi niyette cem' eden hacılar kurban bayramının ilk gününe kadar ihramdan çıkamazlar.

Yine Âişe radiya'llâhu anhâ'dan gelen bir rivâyette Hazret-i Âişe şöyle demiştir: Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem ile biz, (eşhür-i hurumda hac seferine) çıktık. (Bu aylarda ömre değil), yalnız hac edilir zannolunurdu. (Mekke'ye) varıp (ömre için) Beyt-i Şerîf tavâf (ve sa'y) edildikte Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem: - Hediy sevk etmiyenlerin ihramlarından çıkmalarını emreyledi. Hediy sevk etmiyenler ihramlarından çıktılar. Resûlullâh'ın kadınları da hediy sevk etmemişlerdi. Onlar da ihramlarından çıkmışlardı. [Âişe radiya'llâhu anhâ diyor ki: - Yalnız ben Serif'te hayiz olmuştum, Beyt'i tavâf edememiştim. Teşrık geceleri "Muhassıb" da ben: - Yâ Resûla'llâh! Herkes bir hac, bir ömre ile (Medîne'ye) dönüyor da ben bir hac ile dönüyorum, diye şikâyet ettim. Resûlullâh: - Mekke'ye geldiğimiz gecelerde sen tavâf etmedin mi? diye sordu. Ben: - Hayır, diye cevab verdim. Resûl-i Ekrem: - Öyle ise kardeşinle "Ten'îm"e git, orada ömre ihrâmına gir. Sonra tavâf ve sa'y edip buraya geliniz, buyurdu]. (Ümmü'l-Mü'minîn) Safiyye radiya'llâhu anhâ demiştir ki: Ben de âdetimi görmüştüm. Halkı yolumdan alakoyacağımı zannediyordum. Resûl-i Ekrem: - Ey şeâmeti halkın hareketini durduran kadın!. Sen yevm-i nahirde tavâf (-ı ifâzayı) etmedin mi? buyurdu. Safiyye diyor ki, ben de: - Hayır, yapmadım, diye cevap verdim. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem: - Beis yoktur, (tavâf-ı vedâ hâizden sâkıttır,) haydi yollanınız, buyurdu.

Âişe radiya'llâhu anhâ'dan hac hakkında rivâyet edilen bir hadîsi (yakında) geçmişti. Bu rivâyette Hazret-i Âişe demiştir ki: Biz, Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem ile berâber hac aylarında, hac gecelerinde, hac zamanlarında (Medîne'den) çıktık ve (Mekke'nin hudûdu olan) "Serif" mevkiine indik. Resûl aleyhi's-selâm (çadırından) Ashâb'ına karşı çıktı: - Sizden her kimin berâberinde hedyi (kurbanı) yoksa ve haccını ömreye tahvîl etmek isterse, o, (müfriddir, haccını feshedip) ömre yapsın!. Bir kimsenin de berâberinde hedyi varsa o da haccını ömreye tahvîl etmesin! buyurdu. Hazret-i Âişe demiştir ki: - Bu ta'lîm-i Nebevî üzerine Ashab'tan ömreyi iltizâm edenler de oldu, terk edenler de bulundu. Yine Âişe-i Sıddîka demiştir ki: - Fakat Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem ile Ashâb'ından bir kısmı, bunlar zî-kudret kimselerdi, hediyleri de kendi yanlarında idi. Bunlar, (karin olduklarından haccı feshe), ömreyi iltizâma muktedir değillerdi. (Bundan sonra Hazret-i) Âişe, hadîsin geri kalan kısmını da zikr etti.

Enes İbn-i Mâlik radiya'llâhu anh'ten şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem (Vedâ' Haccı'na çıkmazdan evvel) öğle namazını Medîne'de biz de kendisiyle berâber olduğumuz halde dört rek'at kıldı. İkindiyi de Zül'-Huleyfe'de (kasr ederek) iki rek'at kıldı. Sonra sabaha kadar orada geceledi. Sonra (sabahlayın devesine) bindi. Resûlullâh üstünde olduğu halde "Beydâ" ya doğruldu. Resûlullâh Allâh'a hamd etti. Tesbîh ve tekbîr eyledi. Sonra hac ile ömreye (niyet ederek) tehlil buyurdu. Maiyyetindeki huccâc da hac ile ömreye niyet ederek ihlâl eylediler. (Ve böylece ihrâma girdiler). Mekke'ye geldiğimizde Resûlullâh nâsa emretti, ihramdan çıktılar, nihâyet yevm-i terviye (ki, Zilhicce'nin sekizinci günüdür) olunca hac için ihrâma girdiler. Râvî Enes İbn-i Mâlik diyor ki: Resûlullâh kendi eliyle ayakta müteaddid deve kurban eyledi. Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem Medîne'ye geldiğinde de (Kurban Bayramında) yakışıklı iki koç kurban etti.

Ömer radiya'llâhu anh'ten Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem'in "Vâdi'l-Akîk" de şöyle buyurduğunu işittim, dediği rivâyet edilmiştir: Bana Rabbim tarafından (sefâretle) gelen Cibrîl, bu gece de geldi. Ve: "Bu mübârek vâdîde namaz kıl! Ve ömre içinde hacca niyet ettim, de" dedi

Abdullâh İbn-i Abbâs radiya'llâhu anhümâ'dan şöyle rivâyet edilmiştir: Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem (şu mevzi'leri ihrâm için) mîkat tâyin buyurmuştur: Medîneliler için "Zü'l-Huleyfe" yi, Şam, (Mısır, Mağrib) ahâlîsi için "Cuhfe" yi, Necidliler için "Karn-i Menâzil" mevkıini, Yemenliler için "Yelemlem" i. Bu mahaller, Hac, Ömre etmek istiyen bilâd-i mezkûre ahâlîsi ile diğer memleketler halkından yolları bu mevâkıe uğrayan kimselerin mîkatlarıdır. Bunlardan başka bu mîkatlarla Mekke arasındaki memleketler halkı (Âfâkîler) de bulundukları mahallerden ihrâma girerler. Hattâ Mekkeliler de Mekke'den ihramlanırlar.

Âişe radiya'llâhu anhâ'dan rivâyet olunduğuna göre, Sıddîka-i müşârün-ileyhâ demiştir ki: Bir kere ben: - Yâ Resûla'llâh biz cihâdı, ibâdetlerin efdali biliyoruz. Biz, cihâda iştirâk edemez miyiz? diye sordum. Resûlullâh: - Hayır, siz cihâd edemezsiniz. Siz kadınlar için efdal-i cihâd, her halde hacc-ı mebrûr olur, buyurdu.

Enes İbn-i Mâlik radiya'llâhu anh'ten şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem râhile üzerinde hac etti. Resûl-i Ekrem'in biniti, azığını ve yol metâını da taşırdı.

Kuran-i Kerimden
Hacc /27, 
İnsanlar arasında haccı ilân et ki, gerek yaya olarak, gerekse nice uzak yoldan gelen argın develer üzerinde sana gelsinler.
Hadis-i Şeriflerden
Ebû Hüreyre radiya'llâhu anh'den: Şöyle demiştir: Resûlu'llâh sall'llâhu aleyhi ve sellem'e: "Amelin hangisi efdâldir?" diye sordular.
Ziyaret Yerleri
Harem-i Şerifler ve
Mekke - Medine'deki ziyaret yerlerinden görüntüler...
Yetkili Acentalarımız.